{"title":"Arif Cengiz Erman","description":null,"products":[{"product_id":"sumer-uygarligi-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Sümer Uygarlığı | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp align=\"center\" lang=\"tr-TR\"\u003eSon onbeş yıldır Sümerliler ve Sümerce üzerine araştırma yapıyorum. Bir iktisat tarihçisi olarak beni tarihle ilgilenmeye iten neden de budur. Daha önceki kitaplarımda Sümerliler ve Sümerceyle ilgili bölümler vermiş, ancak Sümer uygarlığı üzerine bir kitap yazmamıştım. Türk tarihçilerinin pek önemsemediği İslâm öncesi Türk tarihi çok geniş bir alan ve Türklerle ilgisi olmadığı öne sürülen antik tarihin neredeyse tümünü kapsıyor. Emperyalist ülkelerin tarihçileri tarafından yazılan bu tarih yalan ve çarpıtma üzerine kurulu. Doğru olduğu varsayılan her şey sorgulanmalıdır, ancak önyargılarla değil bilimin ışığında. Bu nedenle Sümerlilere gelmeden önce Türk tarihinin diğer bölümlerini inceleme gereği duymuştum. Öncelikle Orta Asya, Çin, Hindistan, Mısır, Karadeniz Bozkırı, Avrupa, İran ve Anadolu Türk tarihini ele almak gerekiyordu.\u003cbr\u003eHenry Rowlingson, Julius Oppert, Adam Falkenstein, Samuel Noah Kramer gibi Sümerceyle ilgilenen eski araştırmacılar, Sümercenin eski bir Turan dili olduğunu ve Türkçe, Fince, Macarca gibi dillerle akraba olduğunu öne sürmüştü. Ancak daha sonraki araştırmacıların çoğu, 20. yüzyıl başlarında Türk karşıtlığı temelinde uydurulan ve hiçbir bilimsel yönü olmayan “Proto Hint-Avrupa Dili” kuramının yaygınlaşmasıyla bu görüşe karşı çıkarak, Sümercenin soyu tükenmiş bir dil olduğunu ve herhangi ardılının bulunmadığını öne sürüyorlar. Sümercenin Türkçe ile benzerliğini kanıtlamaya çalışan araştırmaları ise “başarısız girişimler” olarak görüyorlar.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51336932983064,"sku":"book_dyk_9786256005662","price":11.77,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/2uXZMbIBrV6YEAzfrCvkLiPK74uLoqDU4Jwj2pnN.jpg?v=1765538009"},{"product_id":"anadolu-tarihinin-gercegi-12-bin-yillik-turk-varligi-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Anadolu Tarihinin Gerçeği - 12 Bin Yıllık Türk Varlığı | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eBatılıların ve Türk-İslam sentezcilerinin öne sürdüğü gibi TürklerAnadolu’ya ilk kez 1071’de gelmedi. Onikibin yıla yakın bir süredir Anadolu’da yaşıyorlardı. 12-14 binyıl önce buzul çağı sona erdiğinde Türkler, Orta Asya’dan ilk kez avcı toplayıcı küçük kümeler olarak geldiler ve Anadolu’nun çeşitli yerlerine dağıldılar. Orta Asya’da başlayan kuraklıktan sonra, MÖ 7. binyıldaki kitlesel göçle büyük bir Türk kitlesi daha Anadolu’ya yerleşti.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAnadolu’daki ilk büyük Türk uygarlığı Orta Anadolu’daki Katı (“Hatti”) uygarlığıydı. Bugün “Mitanni” olarak adlandırılan Bıtan Hanlığı ile “Urartu” olarak adlandırılan Bayan İli Hanlığı’nı kuranlar da Kas Türkleriydi. Günümüzde “Traklar” olarak adlandırılan Türükler, tüm Avrupa topraklarına yayılmış olan Türk boylarıdır. Bunların bir kolu süreç içinde Batı ve Orta Anadolu’ya da yerleşti. Bu Türükler, daha sonra günümüzde “Frig” olarak adlandırılan Birig Hanlığı ile “Lidya” olarak adlandırılan Bayın Hanlığı’nı kurdular. Bunların dışında Kapatuk, Kılık, İlik, Bitin, Bunat gibi küçük hanlıkları da kurdular. Daha sonra Etrüsklerin ardılları olan Romalılar Anadolu'yu ele geçirdi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSelçuklular, Anadolu’ya son gelen Türklerdi. 1064 yılında Anadolu'ya girdiklerinde, Doğu Anadolu’da Eski Türkçe konuşan Hristiyan bir toplumla karşılaştılar. Bunlar Apostolik Kilisesi’ne bağlı olan Ermen (Doğu Anadolu) Türkleriydi. Orta ve Batı Anadolu’da yaşayan Ortodoks Türklerin büyük bir kesimi de Eski Türkçe konuşuyordu. Bunlar daha sonra Karamanlı olarak adlandırıldı. Ayrı dinlerden olan bu iki Türk toplumu kısa bir süre içinde birbiriyle kaynaşarak Anadolu topraklarına Türkiye adını kazandırdı. Avrupalılar henüz daha 12. yüzyılda Anadolu’yu Türkiye olarak adlandırmaya başlamıştı.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51336953921816,"sku":"book_dyk_9786258349474","price":11.24,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/o6Vq4u6kjaqUlz9N4OfKpCBaZtzttbxkkveWyben.jpg?v=1765538146"},{"product_id":"etruskler-i̇talya-nin-eski-turk-boyu-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Etrüskler - İtalya’nın Eski Türk Boyu | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eTüm İtalya Yarımadası ile Sicilya ve Sardunya adalarında yaşayan Etrüskler, Avrupa’da yaşayan Türk boyları arasında kültürel olarak en gelişmiş olanıydı. Yarattıkları parlak uygarlık onları tüm Akdeniz bölgesine egemen bir toplum durumuna getirdi. Etrüskler, Roma kent krallığından Roma Cumhuriyeti’ne ve daha sonra Roma İmparatorluğu’na dönüşen antik çağın en büyük devletini kurdular ve yönettiler.\u003cbr\u003eRoma İmparatorluğu’nun bölünmesinden sonra Batı Roma İmparatorluğu önce Avrupa Hun Türklerinin saldırılarıyla zayıfladı, ardından da Karadeniz Bozkırı’ndaki Gut (“Got”) Türklerinin göçleri ve saldırılarıyla dağıldı. Selçukluların saldırılarıyla zayıflayan ve küçülen Doğu Roma İmparatorluğu’nu ise Osmanlılar ortadan kaldırdı. Osmanlıların Batı Anadolu ve Balkanlar’daki Doğu Roma topraklarını ele geçirmesinden sonra artık bir kent devleti durumuna dönüşmüş olan Konstantiniye’yi 1453 yılında alan II. Mehmet, kendisini Kayser-i Rum (Roma İmparatoru) ilân etti.\u003cbr\u003eAncak Etrüsklerin tarihi olağanüstü çarpıtılmıştır. Bu çarpıtmanın geçmişi, Romalı tarihçi Titus Livius’a kadar dayanır. Çağdaş tarihçilerin çoğu ise Etrüsklerin soyu tükenmiş bir dil konuştuklarını ve milat başlarında Proto Hint-Avrupalı Latinler arasında eriyerek tarihten silindiklerini öne sürerler. Oysa, yirminci yüzyılın başlarında ortaya atılmış olan Proto Hint-Avrupa (PIE) teorisi hiçbir bilimsel temele dayanmaz, çünkü var olduğu öne sürülen PIE dilinden kalan hiçbir yazıt yoktur. PIE diline özgü olduğu öne sürülen tüm başı yıldızlı sözler (kelimeler) ise kafadan uydurmadır. Bu açıdan Batı dil bilimciliği, kanıt üzerine değil varsayım üzerine kurulmuştur. Proto Hint-Avrupa Teorisi gibi Latin Teorisi de bilimsel dayanaklardan yoksundur ve Batılı tarihçiler tarafından yalnızca mitolojik bilgilerle açıklanabilmektedir.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51353527288088,"sku":"book_dyk_9786256005334","price":11.2,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/JuqDEoQYotiEZZHT3kNO5eq9N376mcn47mLu4jo6.jpg?v=1765871248"},{"product_id":"turklerin-turklerle-savaslari-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Türklerin Türklerle Savaşları | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp style=\"text-align: justify;\"\u003eDaha önceki kitaplarımda, günümüzdeki adlarıyla “Moğolistan” ve “Çin” topraklarında kurulan Türk kağanlıklarının gerçek tarihlerini yazmıştım. Bu kitap, MÖ 2070 ile MS 1644 yılları arasında bu bölgede yaşamış olan Türk boyları arasındaki ilişkileri ele alıyor.\u003cbr\u003eTürk boyları arasındaki bu ilişkiler genellikle savaşlar biçiminde oldu. Yağma, katliam, tecavüz ve kölelikle biten bu savaşlarda yüz binlerce Türk öldü.\u003cbr\u003eAncak yine de Moğolistan Türkleriyle Çin Türkleri arasında savaşlar dışında başka ilişkiler de bulunuyordu. Bu ilişkiler, kısa süreli de\u003cbr\u003eolsa dostça ilişkilerdi. Bu dostça ilişkilerin en yaygın olanı ise kağanlıklar arası evliliklerdi. Kağanlar ve teginler (prensler) karşılıklı olarak birbirinden sık sık kunçuy (prenses) alıyordu. Bu kunçuylar da genellikle diğer ülkenin hatunu (kraliçesi) oluyordu.\u003cbr\u003eYapılan bu evliliklerle barışın sürmesi amaçlanıyordu. Ancak, barış yine de pek uzun süreli olmuyor ve savaşların önüne geçilemiyordu.\u003cbr\u003eTürk boyları arasında yüzyıllarca süren bu yıpratıcı savaşlardan sonra küçük bir boy olan Mançular, Türk boyları arasındaki bu bitmeyen düşmanlıktan yararlanarak 1644 yılında Moğolistan ve\u003cbr\u003eÇin’i ele geçirdi. Mançu boyunduruğu altına giren Türkler birkaç yüzyıl içinde kimliklerini yitirerek Moğollara ve Han Çinlilerine dönüştü. Bu dönemde Türkçe, Mançucayla karışıp Moğolcaya\u003cbr\u003edönüştü. “Çince” olarak adlandırılan Mandarince ise, Mançu Çing Kağanlığı döneminde Türkçe’den dönüşerek oluştu.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51353535512856,"sku":"book_dyk_9786255518750","price":11.24,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/yQa7gmLqmm3z44DenIpelOTtjWqZN2JBD5j6banz.jpg?v=1765871675"},{"product_id":"yunan-tarihinin-gercegi-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Yunan Tarihinin Gerçeği | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp style=\"text-align: justify;\"\u003eBize öğretilen Eski Yunan Tarihi şöyledir:\u003cbr\u003e“Eski Yunanistan, bugünkü Yunanistan topraklarıyla Batı Anadolu'da yaşayan eski Yunan boylarının MÖ 756 ile MÖ 146 yılları arasında uygarlık kurdukları bölgenin adıdır. Balkanlar'a göç eden Yunan boylarının kurmuş olduğu Yunan kent devletleri, büyük bir uygarlığın temellerinin atıldığı yerlerdir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp style=\"text-align: justify;\"\u003eEski Yunan uygarlığının zirveye çıktığı dönem, Büyük İskender yönetiminde olmuştur. Büyük İskender, Eski Yunan kültürünü batıda Makedonya'dan doğuda Orta Asya ve Hindistan'a, güneyde Mısır'a kadar yaymıştır. Eski Yunan uygarlığının gelişimi, Romalıların MÖ 27 yılında Yunanistan'ı, Mora ve Attika yarımadalarıyla Eğriboz ve Kiklad adalarından oluşan Akea eyaleti olarak Roma İmparatorluğu'na bağlaması ile durmuştur.\u003cbr\u003eAncak, Yunan kültür ve uygarlığının Roma İmparatorluğu üzerinde yine de çok büyük bir etkisi olmuştur. Eski Yunan kültürü batı uygarlıklarının temeli olarak kabul edilir. Antik Yunan uygarlığının 14. ve 16. yüzyıllar arasında Avrupa'yı etkisi altına alan Rönesans üzerinde büyük izleri görülür.\u003cbr\u003eEski Yunan uygarlığı daha sonra Bizans Yunanistan'ı olarak varlığını sürdürmüştür. Bizans Yunanistan'ı, MS 324 yılında Konstantinopolis'in (bugünkü İstanbul'un) Bizans'ın başkenti olarak kurulmasından 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u almasına kadar süren Bizans İmparatorluğu dönemindeki Yunanistan'dır.”\u003cbr\u003eAcaba gerçekten böyle midir? Yunan kent devletleri, gerçekten büyük bir uygarlığın temellerinin atıldığı yerler midir? Makedonların günümüzdeki Bulgaristan topraklarında kurmuş olduğu Makedon Devleti'nin Büyük İskender döneminde yukarıda sözü edilen bölgelere yaydığı kültür gerçekten Eski Yunan kültürü müdür? Yunan kültür ve uygarlığının Roma İmparatorluğu üzerinde gerçekten çok büyük bir etkisi olmuş mudur? “Bizans İmparatorluğu” olarak adlandırılan MS 324 yılından sonraki Roma İmparatorluğu gerçekten Bizans Yunanistan'ı mıdır?\u003cbr\u003eYoksa bu tarih, batılı tarihçilerin 19. yüzyılın sonlarında yazdığı sahte bir tarih midir? Bu kitapta, Eski Yunan tarihinin eleştirisini okuyacaksınız.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51353559040280,"sku":"book_dyk_9786259398419","price":11.24,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/45AEVwpcJ88gHqLwHukTMVcxqwHevGbIENDVNimU.jpg?v=1765872142"},{"product_id":"kuzey-hint-toplumlarinin-kokeni-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Kuzey Hint Toplumlarının Kökeni | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp style=\"text-align: justify;\"\u003eBu bitik, Aryan Kuramı’nın eleştirisinin bir parçasıdır. Aryan Kuramı’nın eleştirisine “Türklerin Gerçek Tarihi” ile başladım. Daha sonra bu eleştiri “Turan Tarihine Giriş”, “Hazar Kağanlığı” ve “Germenlerle Slavların Kökeni” ile sürdü. Daha da sürecek, çünkü ele alınması gereken bir kaç bölüm daha var. Aryan Kuramı ile onun ardılı olan Hint-Avrupa Dili Kuramı, hiç bir bilimsel yanı olmamasına karşın, zorla dayatılan ve hiç bir karşı eleştiriyi tanımayan tutarsız, saçma bir çarımdır (tezdir).\u003cbr\u003eAvrupa’da çağan soyun (beyaz ırkın) üstünlüğü kavramını 1850’lerde Fransız Kont de Gobineau ortaya attı. Daha sonra onun yoltarı (müridi) Alman asıllı Britanyalı Houston Stewart Chamberlain, Aryan terimini “çağan soy” (beyaz ırk) anlamında kullanarak yaygınlaştırdı. Aryan Kuramı’nın savunucularına göre Kuzey Hindistan, Pakistan, Bengladeş, Nepal gibi günümüzün Kuzey Hint toplumları, Avrasya bozkırlarından gelen Aryanlar ile Hindistan’daki Dravidlerin karışımından oluştu. Yine bu kuramcılara göre, Orta Asya ile Karadeniz bozkırlarını kapsayan Avrasya bozkırları Aryanların anayurdudur ve Aryanların Türklerle hiç bir ilgileri yoktur. Türkler, her nasılsa Orta Asya’da birden bire ortaya çıkmış, ancak hiç olmaması gereken ve olalıysa (mümkünse) geçmişten silinmesi gereken bir toplumdur. Bu, bir çocuğun ana babasını tanlaması (inkâr etmesi) gibi bir durumdur. Bu sapık düşüncenin nedeni ise bilimsel değil, yöngeseldir (siyasîdir).\u003cbr\u003e19. yüzyılın ortalarında ortaya çıkan Aryan Soyu kuramı, 20. yüzyılın ortalarına kadar yaygınlığını korudu. Kurama göre, diğer soylardan sözde daha üstün olan bu çağan soyun üyeleri Hint-Avrupa dillerini konuşuyordu ve yararlı olan tüm ilerlemeleri gerçekleştirmişti. Aryancılığa inananlar, Germen toplumlarını en arı soy olarak görmeye başladılar. Sonunda Adolf Hitler ve Naziler bu düşünceyi benimseyince, II. Asun (Dünya) Savaşı sırasında Yahudi ve Roman (Çingene) soykırımları yapıldı..\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51353572442392,"sku":"book_dyk_9786258349153","price":11.24,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/Jck0Oo4FBqzzPolG8HQsX1hXPtQMNkf7cxZJWjYm.jpg?v=1765872635"},{"product_id":"i̇ran-tarihinin-gercegi-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"İran Tarihinin Gerçeği | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eBatılılar tarih yazarken biz Türklere de özel bir yer ayırdılar. Bu tarihe göre biz neredeyse hiç yokuz. Orta Asya’da mantar gibi bir gecede bittik. Tarımın ne olduğunu bilmezdik ve hiç uygar değildik. Barbar göçebe bir toplumduk ve beslediğimiz sürüler nereye giderse biz de arkalarından giderdik. Tek özelliğimiz, çok iyi at binmekti. Bunu da at beslediğimiz için bilirdik. At beslemeyi ise, bozkırlarda yaşa- dığımız için zorunlu olarak öğrenmiştik. Ancak üzengiyi bile biz bulmamıştık, çünkü uygarlıkla ilgili ne öğrendiysek hep Çinlilerden, Farslardan, Araplardan ya da Romalılar- dan öğrenmiştik. Çok iyi at bindiğimiz için de, tarih boyu hep bu uygar toplumlara saldırmıştık. Onları yenmemize karşın, daha sonra onların yüksek kültürü altında ezilmiş ve onlardan uygarlık öğrenmiştik.\u003cbr\u003eTümüyle Türk düşmanı olan bu düzmece tarihe karşı Mustafa Kemal Atatürk’ün çabalarıyla Türk Tarih Tezi oluşturuldu. Atatürk, uygarlığı aslında biz Türklerin kurduğunu öğretti bize. Ancak onun ölümünden sonra iş başına gelen Amerikan mandacıları, ABD’nin isteğiyle Türk Tarih Tezi’ni geri çekti. Sonra da bize Batılıların yazdığı Türkleri aşağılayan ve küçümseyen tarih öğretildi. Bu düzmece tarih bize öyle belletildi ki, içimizden birçok kişi artık iyice mankurtlaşıp Türkleri Batılıların tanımladığı gibi görmeye başladı. Bu düzmece tarihe karşı çıkanları ise, “Bütün dünyayı Türk yapmakla” suçladılar. Çünkü Türküm demek ve Türk tarihine sahip çıkmak faşistlikten başka bir şey değildi!\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBugün İran olarak adlandırılan bölgenin tarihinde de Türkler neredeyse yoktur. Selçuklular bile Türk sayılmaz. Onlar İran’a girer girmez Persleşmiştir. İlhanlılar ise Türk değil, Moğoldur. Moğollar Türk değildir, ancak Türkler gibi geri bir toplumdur. Eski kaynaklar Moğolların Tatarlar olduklarını yazsa da, Batılı Tarihçilere göre bu doğru değildir. Safeviler, Afşarlar, Kacarlar gibi daha sonraki yöneticiler de ya Farstır ya da Kürt. En kötü olasılıkla Persleşmiş Türklerdir.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51652713087256,"sku":"book_dyk_9786258349306","price":11.2,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/HPAGJ4bx0KJi4fy36Qpyf5jmcLjZwqFMsPR4ymvx.jpg?v=1770509163"},{"product_id":"orhun-yazitlari-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Orhun Yazıtları | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp style=\"text-align: justify;\"\u003eOrhun Yazıtları, 1893 yılında Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen tarafından, Rus\u003cbr\u003eTürkolog Vasili Radlovun da çözümlendi. Ancak bu çözümde birçok okuma ve\u003cbr\u003eanlatım yanlışı bulunmaktadır. Yazıtlardaki birçok Eski Türkçe söz yanlış okunmuş ve\u003cbr\u003eişin yanlış anlaşıldığı. Bu da, yazıtlarda anlatılmak istenenlerin amacının\u003cbr\u003ebozmaktadır.\u003cbr\u003eYazıtlar üzerinde daha sonra yapılan tümlere düzeltme yerine yanlışlar yine de\u003cbr\u003egiderilememiştir. Bunun birkaç nedeni mevcut. Öncelikle Eski Türk yazısındaki birkaç\u003cbr\u003eHarfin seslendirilmesi yanlıştır. İkinci olarak da, yazıtlardaki birçok eski Türkçe sözün anlamı\u003cbr\u003eyanlış anlatılmıştır. Ayrıca yazıtlardaki Tabgaç düzenlemelerinin Çin ya da Çin olarak\u003cbr\u003eTürk tarihi değiştirilmemektedir. Orhun Yazıtlarında anlatılanlar Türklerin\u003cbr\u003eÇinlilerle olan savaşları değil, Türklerin Türklerle olan savaşlarıdır.\u003cbr\u003eOrhun yazıtlarında Çinli diye bir söz bulunmuyor. Kaşgarlı Mahmud, 11. yüzyılın sonunda\u003cbr\u003eyazdığı Divan Lugat el Türk adlı yapıtında Tawgaçların bir Türk boyu olduğunu belirtir.\u003cbr\u003eOrhun yazıtlarındaki Tabgaç boyu, Kaşgarlının yaşadığı dönemde Tawgaç olarak\u003cbr\u003esöyleniyordu. Orhun yazıtlarının çözümünde ise Tabgaç yerine Çin ya da Çinli\u003cbr\u003eyazılmaktadır. Bu kitapta yanlış seslendirilen harflerle doğru seslendirilen ve\u003cbr\u003eyanlış yorumlanan Eski Türkçe sözlerin doğru akışı ile gidişatı yeni bir çözümlemeyi\u003cbr\u003eOkuyacaksınız.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51652728127768,"sku":"book_dyk_9786255518422","price":11.82,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/4K9ycu59fXbjopUGPqRHX7RE2L4jWbENbJWOTreA.jpg?v=1770509692"},{"product_id":"tore-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Töre | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eTöre, benimsenmiş olan ortak gelenek, görenek, düzen, davranış, öğreti, inanç \/ din, kural, yasa ve\u003cbr\u003ebilgelik \/ felsefe bütünlüğüdür. Töre, erdemli olmanın yoludur. Toplumda herkesin uyması gereken ilkeler\u003cbr\u003ebirliğidir. Töre, toplumlara gerçekleri bildirip onların barış ve erinç içinde yaşamaları için bilimsel,\u003cbr\u003eahlaksal, toplumsal ve siyasal ilkeler koyar ve bu doğrultuda kurumlar oluşturulmasını sağlar.\u003cbr\u003eTöre, Tengri dininin temeli ve Hiçliğin kutsal bilgisidir. Bu kutsal bilgi binlerce yıl kuşaktan kuşağa\u003cbr\u003esözlü olarak aktarıldı. Töre'nin kimi düşünceleri binlerce yıl önce dönem dönem yazıya geçirildi. Ancak\u003cbr\u003ebaşka dinlerin yüzyıllarca süren etkileri nedeniyle daha sonra unutulmaya yüz tuttu.\u003cbr\u003eHiçlik bireylerin, yöneticilerin ve devletlerin yazgısıdır. Dürüst bir kişilik ve düzgün bir yaşam için\u003cbr\u003eizlenmesi gereken ülküsel bir ahlak yoludur. Kişioğlu, Hiçliğin doğal çağrısını izlemelidir. Hiçlik kişisel,\u003cbr\u003etoplumsal ve siyasal düzeylerde ahlaklı davranış biçimidir. Gerçek erdem, Hiçliği anlamaktır. Sonsuzluk\u003cbr\u003eHiçliktir.\u003cbr\u003eHiçliği anlamak, bilinci boşaltıp dinginliğe ulaşmakla olur. İçe dönüş dinginliktir. Bu yolla herkes kendi\u003cbr\u003eyazgısını gerçekleştirir. Kendi yazgısını gerçekleştiren, sonsuzluğun bir parçası olur ve gerçek bütünlüğe\u003cbr\u003eulaşır. Sonsuzluğun bilincinde olmak, uyanmaktır. Sonsuzluğun bilinciyle davranan kişi herkesi kucaklar\u003cbr\u003eve herkese örnek olur. Ölümsüzlük, öldükten sonra unutulmamak ve iyilikle anılmaktır.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51654497992984,"sku":"book_dyk_9786256885349","price":11.2,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/GQWt59EzsHyniTtZyMdRp496VDOMmIAJNlZoXAND.jpg?v=1770596057"},{"product_id":"germenlerle-slavlarin-kokeni-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Germenlerle Slavların Kökeni | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eBilimci Messerschmidt ile ona kılavuzluk eden İsveçli tutsak subay Stråhlenberg, 1721 yılında Yenisey bölgesinde Eski Türk yazısı ile yazılmış olan bir sıntı (mezar) taşı buldu. Ertesi yıl tutsaklığı son bulan Stråhlenberg İsveç'e döndüğünde, bu incelemeyle ilgili izlenimlerini kitaba dönüştürüp Stockholm'de yayımladı. Böylece Eski Türk yazıtlarına olan ilgi, bu yazıtların henüz daha Türkçe olduğu bilinmeden artmaya başlamıştı. Çünkü bu yazı, Avrupa'daki Run yazısıyla oldukça benzerdi.\u003cbr\u003e1889 yılında Rus bilgin Yadrintsev, sonradan Bilge Kağan ve Kül Tegin anıtları olduğu anlaşılan Orhun Yazıtları'nı ortaya çıkardı. Ardından Finli ve Rus bilimciler bölgede incelemelerde bulundular. Daha sonra bu yazıtların fotoğrafları bir kitap olarak yayımlandı. 1893 yılında ise, Danimarkalı dil bilimci Thomsen Orhun yazılarını çözmeyi başardı. İlk çözdüğü söz, Tengri olmuştu. Eğer Orhun yazıtları bulunup okunmasaydı, tarihimiz bu kadar bile geriye gidemeyecekti. Bu açıdan Thomsen'a ne kadar ötünsek (dua etsek) azdır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDoğal olarak Türkler, “Gök Türklerle” gökten düşer gibi ortaya çıkmadı. Hunlar bile en eski Türkler değildi. Sümerlilerin, Elamlıların, Hattilerin, Partların, Kimerlerin, Sakların ve daha bir çok ürke (antik) toplulukların erken Türkler olduklarını daha önceki bitiklerimde (kitaplarımda) açıklamaya çalıştım. Çünkü Türkler çok eski çağlardan beri geniş Avrasya topraklarında yaşıyordu. Bugün Türklerden dönüşen toplumlar, Avrasya'da yaşayan toplumların büyük bir kesimidir. Günümüzdeki Moğolların, 200 milyon dolayındaki gerçek Han Çinlisinin, Yahudilerin yüzde doksanının ve daha nice Avrasya toplumunun Türklerden dönüştüğünü yazdığım bitiklerde belirttim.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51654504481048,"sku":"book_dyk_9786057361677","price":11.24,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/uv6NRpnKjN9dhdUCskadMiHL1dK8dA4o3LWhlnZ0.jpg?v=1770596171"},{"product_id":"misir-tarihinin-gercegi-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Mısır Tarihinin Gerçeği | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eEski Mısır tarihiyle ilgili bilgiler oldukça kısıtlıdır. MÖ 14. yüzyıl dolayında Mısır’ın Mezopotamya ve Anadolu ile olan ilişkilerinden sonra daha ayrıntılı bilgiler bulunur. Yaklaşık 3500 yılı kapsayan daha önceki Mısır tarihine ilişkin bilgiler ise pek ayrıntılı değildir. Firavunların adları ve yaklaşık yönetim süreleri, han çizelgelerindeki hiyerogliflerin okunabildiği kadarıyla bilinir. Ancak hem hiyeroglif okumalarında, hem de kronolojide büyük belirsizlikler bulunuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eHiyerogliflerin okunuşlarını tam olarak doğru kabul etmek olanaksızdır, çünkü hiyerogliflerin birçoğunun seslendirilişi yanlıştır. Ayrıca, anlamı bilinen Mısırca sözlerin (kelimelerin) sayısı oldukça azdır. Bu durum, hiyeroglif yazıtların çözülmesini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, okunabilen hiyeroglif yazıtları oldukça sınırlıdır ve hiyerogliflerin okunması konusunda Mısırbilimciler (Ejiptologlar) arasında tam bir uyum söz konusu değildir. Eski bir yazıtı okuyabilmek için, öncelikle o yazıtın hangi dilde yazıldığını ve o dilin günümüzdeki hangi dilin öncülü olduğunu bilmek gerekir. İşte sorun da burada yatıyor. Mısırbilimciler, Eski Mısırlıların Kıptilerin ataları olduğuna ve Eski Mısırcanın da Kıpticenin öncülü olduğuna inanıyor. Bu, başlı başına bir sorundur. Çünkü Kıptice unutulmuş olan bir dildir. Günümüzde Kıptice bilen bir tek kişi bile yok. Mısır Kıpti Kilisesi’nin “Kıptice” olarak adlandırılan bir ayin dili var, ancak bu dil hiç de öyle Kıptice değil. Bu kilise dilinin, Eski Mısırcadan dönüşen sözler dışında, Eski Mısır diliyle pek bir ilgisi yok. Bu dilin söz dağarının büyük çoğunluğu, Batılı dilbilimcilerin “Eski Yunanca” dediği Romeyka (Doğu Roma) dilinden dönüşen sözlerden oluşuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu kitabın amacı, Eski Mısır dilinin Eski bir Türk dili olduğunu ortaya koymaktır. Eğer hiyeroglifler doğru okunur ve Eski Türkçe ile karşılaştırılırsa, bu tez kanıtlanır. Orta Asya’da bulunmuş ve okunmuş olan çok sayıda eski Türkçe yazıt var. Ayrıca Kaşgarlı Mahmut’un Divan’ı bu alanda büyük bir kaynaktır. Bunun dışında, başlı başına büyük bir zenginlik olan Eski Uygur belgeleri bulunuyor. Kısacası, elimizde Eski Türkçe ile ilgili çok zengin bir belge arşivi var. Eğer Hiyeroglifler doğru okunursa, Eski Mısır dilinin Eski Türkçe ile büyük bir benzerlik gösterdiği açıkça gözükmektedir.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51663187476760,"sku":"book_dyk_9786256885974","price":11.24,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/C81Jzuu8WJIGVvjq0l1gMiZzWdCt6Ggp6Mc58H74.jpg?v=1770766866"},{"product_id":"cin-tarihinin-gercegi-gizlenen-turk-uygarligi-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Çin Tarihinin Gerçeği - Gizlenen Türk Uygarlığı | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eAmacımız yeni bir Çin tarihi yazmak değil. Çin tarihi ortada duruyor, ancak alt üst edilmiş bir durumda. Bu resmî tarihi, 1636 yılında Çin'i ele geçiren Mançular yazdı. Yazarken de Türkleri tarihten tümüyle sildiler. Çin tarihi, Mançu egemenliğine kadar bir Türk tarihiydi. Mançular, Çin'i ele geçirdikten sonraki yaklaşık üç yüz yıl içinde Çin'deki Türk boylarını asimile ederek, “Han” adında düzmece bir etnos yarattılar.\u003cbr\u003eTürklerin Çin'deki varlığı, binlerce yıl öncesinden başlar. Çin Uygarlığını kuranlar ve Çin'i 17. yüzyılın başlarına kadar yönetenler Türklerdi. Ancak Türkler, Avrupa'da olduğu gibi, Çin'de de kimliklerini yitirerek başka etnoslara dönüştüler. Avrupa'daki dönüşüm genellikle gönüllülük temeline dayanırken, Çin'deki dönüşüm baskı ve toplu kıyımlar altında gerçekleşti. Yüzyıllar boyu Türklerin gölgesi altında kalmış olan Mançular, yakaladıkları ilk boşlukta Türk varlığını ortadan kaldırarak, Çin tarihini kararttılar.\u003cbr\u003eBundan sonra Türk tarihçileri Çin'in gerçek tarihiyle ne kadar ilgilenir bilmem, ama umarım bu kitap resmî Türk tarihinin sorgulanması yolunda bir aşama olur ve Atatürk'ün ölümünden sonra kesintiye uğrayan tarih araştırmaları yeniden canlanır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDaha önceki kitaplarımda da belirttiğim gibi ben tarihçi değil, iktisat tarihçisiyim. Belki de bu nedenle tarihe kuşku ve sorgulamayı gerektiren bir pencereden bakıyorum. Bunda, Batıda eğitim almanın ve bir Türk olarak Türklerin ve Türk tarihinin aşağılanmasını çıplak gözle görmenin de etkisi var doğal olarak. Ancak gerçek tektir. Yalnızca biraz kuşkucu ve sorgulayıcı olmak ve kaynak olarak önümüze serilen belgeleri daha ayrıntılı incelemek gerekiyor.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51663224799512,"sku":"book_dyk_9786257647823","price":11.24,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/QLTiG0AWoWuP1sHtD0DfU8SD8N8NmmU1S5kkRdUT.jpg?v=1770767226"},{"product_id":"devlet-ve-demokrasi-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Devlet ve Demokrasi | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eSovyetlerin Afganistan’ı işgali sırasında Afgan mücahitlerini destekleyen ABD, radikal İslam’ın tohumlarını da atmıştı. Komünizm tehlikesinin ortadan kalkmasından sonra bu tohumlar giderek yeşerdi ve tüm Ortadoğu’yu sardı. Artık Radikal İslam, Müslüman ülkelerin çoğunda iktidarları tehdit eden bir konuma gelmişti. Plan kusursuz işliyordu. Böylece Ortadoğu istikrasızlığını koruyacak ve emperyalist ülkeler de istediklerini almakta zorlanmayacaktı. Amaç, Hazar Denizi bölgesi petrol kaynaklarına ulaşmaktı. Bu bölge Irak’tan Kazakistan’a kadar geniş bir bölgeyi kapsıyordu.\u003cbr\u003eÖte yandan Saddam yönetimindeki Irak da istikrarını hâlâ koruyordu. Böylece projenin ilk adımı olarak Irak ve Afganistan işgal edildi. Ardından “Arap Baharı” ile diğer Arap ülkelerindeki rejimler yeniden düzenlendi ve “kontrolden çıkmış” olan Libya, kanlı bir içsavaşla yeniden “kontrol altına” alındı. En sonunda da Suriye’de içsavaş çıkartılarak, bölge istikrarsızlığa boğuldu.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eİslam dünyasında diğerlerinden ayrı bir ada gibi duran Türkiye ise, Batılı anlamda tek demokratik ülkeydi ve ekonomisi giderek büyüyordu. Ayrıca, soğuk savaş dönemindeki askeri-stratejik önemini de yitirmişti. Nasılsa “komünizm tehlikesi” bir daha geri dönmemecesine ortadan kalkmıştı. Türkiye’nin laik-demokratik bir ülke olarak kalmasının pek bir önemi yoktu. Bir ılımlı İslam ülkesi olarak da diğer Müslüman ülkelere bir “model” oluşturabilirdi.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51697484529944,"sku":"book_dyk_9786257221368","price":11.24,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/KIdhwZZU3KAGMGJg5MzA94BkUJWHoKctXSTnzXbM.jpg?v=1771372917"},{"product_id":"turan-tarihine-giris-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Turan Tarihine Giriş | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eTarih alanında yazdığımız “Türklerin Gerçek Tarihi” adlı kitabımın ardılı niteliğinde olan bu kitap, yalnızca Avrasya Turan halklarının kısa bir tarihini ele alıyor. Bu tarih, bildiğimizden oldukça değişik bir tarihtir. Çünkü, resmî tarihin eleştirisi üzerine kuruludur. Bunun ilk adımını bir önceki kitabımda atmıştım. Bu kitapta yapılan, bir önceki kitapta ortaya koyduğum tezlerin daha ayrıntılı ve daha geniş kapsamlı bir açıklamasıdır. Ayrıca Türklerin Gerçek Tarihi'nde ele almadığım bir çok konuyu, bu arada Germenlerin ve Slavların gerçek kökenini bu kitapta ayrıntılarıyla inceledim. Bunun dışında gerçek Çin tarihini de daha ayrıntılı olarak ele aldım. Kısacası, bir önceki kitap bir tarih tezi niteliğindeydi, bu kitap ise o tezlere dayanan bir tarih kitabıdır. Tabii benim tarihçi değil de iktisat tarihçisi ve dilbilimci olduğum dikkat alınırsa, kullandığım yöntem bir önceki kitabımdaki gibi, tarihçilerinkine benzemeyen farklı bir yöntemdir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTüm amacım, bugüne dek bize “tarih” diye dayatılan, emperyalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda yazılmış olan resmî tarihin üzerindeki perdeyi kaldırmaktır. Bu resmî tarihin en büyük hedefi Türklerdir. Hatta tek hedefi Türklerdir. Bu yalan tarih, Türkleri aşağılayan ve Türklerin tarihini karartan bir tarihtir. Ancak en ilginç olanı da, bir kaç istisna dışında, bugüne dek bizim kendi tarihçilerimizin buna karşı çıkmamasıdır. Karşı çıkmak ve anti tez ortaya koymak için öncelikle sorgulamayı ve eleştirmeyi bilmek gerekir. Bu yapılmazsa, dayatılan tarih kabul edilir ve çizilmiş olan alanda bir cehalet mutluluğu içerisinde tarihçilik yapılır. Tabii artık onun adı ne kadar tarihçilik olursa.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51812956602648,"sku":"book_dyk_9786254448102","price":17.06,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/NZMGIs7BdktyTciOeb09nQrmLra6mn1aBuxBiQUH.jpg?v=1773272081"},{"product_id":"turklerin-gercek-tarihi-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Türklerin Gerçek Tarihi | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eBatılı tarihçiler tarafından Türklere dikte ettirilen tez, \"Türklerin geçmişte göçebe bir halk oldukları ve uygarlığı Avrupalılardan öğrendikleri\" biçimindedir. Oysa bu tarihin üstü biraz kazılınca, altından bambaşka bir tarih ortaya çıkmaktadır. Irkçılık tehlikeli ve zararlı bir hastalıktır, halklar arasına düşmanlık sokan Uzun yıllar Batı Avrupa'da yaşamış biri olarak Türklere yapılan ırkçılığı, ayrımcılığı, haksızlığı çok iyi bilirim. Bu davranış bozukluğu, Batılıların kendilerine özgü olan bir toplumsal sorunudur ve bu sorunu yalnızca kendileri çözebilir. \u003cbr\u003eAncak bu önyargıların bilime de taşınması ve Türklere karşı bilim adına ırkçılık yapılması kesinlikle kabul edilemez. Kimi Avrupalı tarihçilerin Türk tarihi üzerine yazarken, tarih hırsızlığı yapmalarının dışındaki tavırları, Türkleri küçümseyici ve ırkçı bir tavırdır. Bu açıdan Türklere yapılan bu tarihi haksalığın giderilmesi gerekir. Umarım bu kitap, bu haksızlığın giderilmesine bir katkı olur. \u003cbr\u003eBu kitap, adından da anlaşılacağı gibi bir tarih kitabı değil, bir tarih tezidir. Tarihçi, tarihi betimler. Eğer iyi bir tarihçiyse, buna kendi çıkarımlarını da ekler. iktisat tarihçisi ise, bu disiplin gereği analiz-sentez yöntemiyle \"bilinen\" tarihi sorgular. Bu açıdan bu kitap, Türkleri Tarihten çıkarmaya çalışan Batılı tarihçilerin yazmış olduğu Türk düşmanı \"resmi tarihi\" sorgulamaktadır.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51815878492440,"sku":"book_dyk_9786257221382","price":22.01,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/mSCIOYtlvJCmObGQuaGhJTtd5LHO9cjfclr83YJH.jpg?v=1773359120"},{"product_id":"hazar-kaganligi-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Hazar Kağanlığı | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eHazar tarihi Türk tarihçiler tarafından pek ilgi görmedi. Bunun nedeni, Hazar Kağanlığı'nın 9. yüzyıl ortasında Yahudiliği resmî din olarak benimsemesidir. Hazar tarihine ilgi gösteren Türk-İslam sentezcisi kimi Türk tarihçiler ise, hiç bir sağlam kaynağa dayanmayan boş bir çabayla, Hazar Kağanlığı'nın İslamı benimseyen ilk Türk devleti olduğunu savunurlar. \u003cbr\u003eYahudiliğin benimsenmesinden sonra Hazar halkının dini inançlarına karışmayan Hazar kağanları, bu dini yaymak için özel bir çaba göstermediler. Ancak Yahudilik, kağanlık halkının önemli bir kesimine yine de egemen oldu. Kağanlık içindeki üç büyük boy, önemli ölçüde Yahudiliği benimsedi. Başta Aşkenazlar olmak üzere günümüzdeki Türk kökenli Yahudiler, bu üç boydan ikisinin ardıllarıdır. Yahudiliği benimseyen üçüncü boy ise, daha sonra İslama geçti.\u003cbr\u003eDoğu Avrupa Yahudilerinin Türk kökenli olduklarını ilk olarak ortaya atan, 1976 yılında yazdığı “Onüçüncü Boy” adlı eseriyle bir Macar Yahudisi olan Arthur Köstler'dir. Daha sonra İngiliz Kevin Alan Brook 1999 yılında yazdığı “Hazar Yahudileri” adlı eseriyle, Doğu Avrupa Yahudilerinin bir kısmının Hazar kökenli olduğunu savunmuştur. Yine bir İngiliz olan Douglas Morton Dunlop ise 1967 yılında yazdığı “Hazar Yahudi Tarihi” adlı eserinde Hazarların Türk olduklarını kabul ettiği halde, Doğu Avrupa Yahudilerinin Türklerle olan bağını kabul etmemiştir. \u003cbr\u003eHazar Kağanlığı öne sürüldüğü gibi, 965 yılında boyların ayaklanması sırasında Rus saldırısından sonra ortadan kalkmadı. Kağanlık varlığını Rusların, Bulgarların ve Oğuzların ayrılmalarından sonra da sürdürdü. Küçülmüş ve eski gücünü yitirmiş olsa da, 1224 yılındaki Tatar egemenliğine kadar ayakta kaldı. Tatarların batıya yayılmasıyla birlikte yalnız Hazarlar değil, Ruslar, Bulgarlar ve Oğuzlar da Tatar egemenliği altına girdi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51815900283160,"sku":"book_dyk_9786257647182","price":11.24,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/pQKOpVZYnewsYaax05wcZJf8jC9mSE1e3WsNQyOm.jpg?v=1773359984"},{"product_id":"cengiz-han-in-tatar-kaganligi-sarmal-kitabevi-ciltsiz","title":"Cengiz Han’ın Tatar Kağanlığı | Sarmal Kitabevi (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003eTarihçiler Cengiz Han'ın Moğol olduğunu ve kurduğu kağanlığın bir Moğol kağanlığı olduğunu öne sürerler. Bu resmî tarihe göre küçük bir azınlık olan Moğollar, kendilerinden sayıca çok daha kalabalık olan Türkleri egemenlikleri altına alarak büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. Ancak bu tarihçilerin hiç biri, Cengiz Han'dan önce Moğol adlı bir halkın tarihteki varlığını her hangi bir tarihi kaynağa dayandırarak açıklayamazlar. Moğollar, Cengiz Han'la birlikte sanki gökten düşmüş gibi birden bire tarih sahnesine çıkmışlardır. Bu tarihçilerin, Tarihi kaynak olarak ortaya sürdükleri tek belge ise, Çince yazılmış olan “Yuan Hanedanlığı'nın Gizli Tarihi” adlı metindir. Gerçekte bir destandan başka bir şey olmayan bu metin, artık “Moğolların Gizli Tarihi olarak” biliniyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYalnızca çok değerli bir sözlük olarak değil, ama aynı zamanda çok değerli bir tarihî belge olarak da büyük bir önem taşıyan Kaşgarlı Mahmud'un 11. yüzyıl sonunda yazdığı Divanî Lugat el Türk adlı eserinde, Moğollar ile ilgi hiç bir bilgi bulunmaz. Kaşgarlı Mahmud eserinde, adlarını yazdığı bütün Türk boylarının yanında Farslardan, Tibetlilerden ve hatta Japonlardan bile söz eder, ancak Moğollardan bir tek söz bile etmez. Anayurdu Orta Asya'yı çok iyi tanıyan Kaşgarlı Mahmud acaba Moğolları dikkate mi almamış, yoksa Orta Asya'da hiç bir Moğola mı rastlamamış? Kaşgarlı eserinde, olmayan bir halkın varlığından nasıl söz edebilirdi? Ancak Çinli ve Batılı tarihçilere ve dahi onları hiç sorgulamadan tekrar eden Türk tarihçilere göre Moğollar, tarih boyu Türklerle bir arada yaşamış. Kaşgarlı Mahmud da bir arada yaşadığı bu Moğolları hiç fark etmemiş meğer! 16. yüzyılda yazılmış olan ve Türk tarihi açısından çok değerli bir tarihî kaynak olma niteliği taşıyan Tevarihî Güzideî Nusret Nâme'de ise, Moğol olarak adlandırılan halkın aslında Tatarlar olduklarını yazar. Ancak Moğolların Türklerden ayrı bir halk olduğunu savunan tarihçilere göre bu eserlerin hiç bir önemi yoktur anlaşılan.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51815907131672,"sku":"book_dyk_9786257647595","price":11.24,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/ZW2RMreUmey1RXiJ4M0QxAPSbdQzPqalfhdlzRo8.jpg?v=1773360169"},{"product_id":"gok-tanri-i̇nanci-sarmal-kitabevi","title":"Gök Tanrı İnancı | Sarmal Kitabevi","description":"\u003cp\u003eGök Tanrı İnancı Kitap Açıklaması \"Şamanizm'' olarak adlandırılan Türklerin eski inancı Tengircilik, günüzmüzde halen Sibirya ve Orta Adya'da kendi başınabir din olarak sürdürülmektedir. Günümüzde Saha, hakas, Tuva ve Altay Türkleri ile Moğolların kuzey kolu olan Buryatlar Tengricilik olarak anılan bu dine inanan halklardır. Ayrıca Kırgızistan, Kazakistan, Moğolistan gibi ülkelerde Tengrici topluluklarla rastlanmaktadır. Sayıları gittikçe azalmakla birlikte, bu dinin yaklaşık 650.00 kadar insanı inanılmaktadır.''Şamanizm''in, bir din mi, yoksa kökü çok eski çağlara dayanan bir kültürü mü olduğu sorunu henüz tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Bugün kabul edilen tez, ''şamanizm'' in ata ruhlarınave doğa varlıklarına tapınmaya dayanan eski bir inanç olduğu biçimindedir. Hatta daha ileriye gidip, ''şamanizm''in tek tanrılı dinler gibi bir inanç sistemi olmadığı, diğer dinlerden etkilenmiş ve zamanla kendi kültür kimliğini oluşturmuş bağımsız bir kültür olduğu iddia edilmektedir. Bu iddiada bulunanlara göre ''şamanizm'', ilkel doğa tanrılarının gücüne inanmak-tan ortaya çıkmış bir olaydır. Çünkü ''akademik'' ve ''bilimsel'' araştırmalar yapmış olan Çin, Rusya, İskandinavya ve Amerika kaynaklı bu kesime göre ''şamanizm'' bir dini sistemin özelliklerini üzerinde taşımadığından dolayı, bir din olarak kabul edilmesi mümkün olmayan, kökü tarihin derinliklerine kadar uzanan köklü bir kültür yumağıdır''. (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Sarmal Kitabevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":51849048654104,"sku":"book_dyk_9786257221375","price":11.2,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/0001893273001-1.jpg?v=1774367145"}],"url":"https:\/\/dunyadakitap.com\/collections\/arif-cengiz-erman.oembed","provider":"Dünyada Kitap","version":"1.0","type":"link"}