{"product_id":"i̇nsancil-aylik-kultur-sanat-dergisi-sayi-362-eylul-2020-i̇nsancil-dergisi-yayinlari-ciltsiz","title":"İnsancıl Aylık Kültür Sanat Dergisi Sayı: 362 Eylül 2020 | İnsancıl Dergisi Yayınları (Ciltsiz)","description":"\u003cdiv class=\"pd-content-overview\" id=\"collapsible-desc\"\u003e\n\u003cp\u003e1 Berrin Taş – Korona ah... korona... (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e2 Betül Çotuksöken – Felsefenin Gör Dediği: Felsefe Tarihi: Antropontolojik Okuma 51\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAntropontolojik nitelikli bir felsefe tarihi okuması, bize felsefenin kesintisizliğini, gerçek anlamda bir philosophia perennis’in varolduğunu o kadar iyi gösteriyor ki, artık gerçekten dönemlileştirmenin kısır ya da verimsiz, önyargılı tuzaklarına düşmüyoruz. O zaman da felsefi söylemde “birey”in, “akıl”ın, \"bu dünya”nın varlığının öteden beri örtük ve açık öne çıktığını kavrayıveriyoruz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e6 Günova Sepin - Bu Tarih Kimin? (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e7 Mustafa Günay – Düşünce Defterimden Fragmanlar (4)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖzellikle Tanzimat döneminden beri ülkemizde Batılı düşünce akımlarının etkili olduğu açıktır. Bu bağlamda bir dönem Fransız felsefesinin etkisi belirgin iken başka bir dönemde Alman düşüncesinin daha ön planda yer aldığı görülebilir. Peki günümüzde durum nedir? Bu soruya bir cevap verebilmek için çevirilere, hazırlanan tezlere, kaleme alınan makalelere kadar birçok kaynağa bakmak gerekir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e10 Sevda Topaloğlu – Kadınım Ben, İnsanım Ben (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e11 Temel Demirer – Anın Yazarı: Adalet Ağaoğlu\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGeldik “politik” bağlama...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖncelikle Ömer Madra’nın “Ömür boyu devrimci bir hezarfendi Adalet Ağaoğlu’’29 saptamasının -en hafif deyişle- asılsız olduğunu belirterek başlayalım.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e“Yetmez ama evetçi değil, direkt evetçiydim” diyerek düşüncesini tanımlayan ve sonraki yıllarda pişmanlığını dile getiren Ağaoğlu, (iptida Kemalist ahirde ise) bir liberaldir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e18 Müslüm Kabadayı – Ömrün Altmışında (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e21 Gülsüm Cengiz – Dilimiz de kardeş, dizelerimiz de... Azerbaycan’ın önemli şairlerinden Nurengiz Gün’ün şiirine yolculuk\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAzerbaycan şiirinde kadının sesi, çok eski dönemlerden beri duyulmaktadır. Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı’nda da kendine özgü bir şiir dili oluşturan şair kadın sayısı hiç de az değildir. 20. yüzyılın ikinci yarısına ait Azerbaycan edebiyatının en güçlü ve kendine özgü şairlerinden Nurengiz Gün bunlardan biridir. “Bir tek şiirlerim okunsun,” diyen şairin yaşam öyküsüne baktığımızda, yaşamının nasıl yoğun bir emekle ve çalışmayla geçtiğini görebiliriz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e25 Hasan Salih Kaymaz – Şapkasını Alıp Gidemeyen İshak (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e26 Berrin Taş – Hep Yolda\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e6 Ağustos 2020\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSık sık karşılaşmasak da bir Yılmaz Uçar vardı. Yazmayı sürdürüyordu. Birdenbire gidince üzüldüm. Bir süre önce kalp krizi geçirmiş. Altı ay olmuş. Birkaç gün önce de soluk alamıyorum demiş. İki gün hastanede yatmış. Sonrası yok. Gitmiş.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYılmaz Uçar onurlu yaşamanın kavgasını vermiş bir insandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e31 Neriman Çelik – İstanbul Sözleşmesi\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYalnızca birey için değil, asıl belirleyici olan devlet, yasaları uygulamayarak cinayetlerin ve şiddettin önünü açmaktadır. Yukarıdan aşağıya (Devlet’ten erkek bireye) “kadın hakları yasaları” hiçbir anlam içermemektedir. Devlet ‘İstanbul Sözleşmesi’ni uygulasaydı bunca kadın cinayetinin yaşanması olanaksızdı. Oysa devlet, imzaladığı yasayı uygulamadığı gibi yasanın varlığından bile rahatsızlık duymaktadır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e36 Hızır İrfan Önder – Ben Bir Hiçim! (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYusuf Çotuksöken – Özsözler Günlüğü (9) Haziran 2020\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e1 Haziran\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e“Demokrasiye inancını yitiren bir siyaset, halkına ve kendine olan güvenini de yitirmiş demektir.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e39 Osman Akyol – Korona Mevsimi (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e40 Hasan Akarsu – “Bu Salı ve Her Salı Şişli”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKişilerin hepsinde okuru saran ilginç yönler var. Ferhan Bey’in öyküsünden söz edelim. Ferhan Bey seksen yaşında olup Harbiye’deki evinde yaşar. Her gün sokağa çıkıp tanıdığı esnafa uğrar, alışveriş yapar, söyleşir. Unutulmayan tatların adamıdır, disiplinlidir. Bir tekstil şirketinin yurt dışında genel müdürlüğünü yapmıştır. Görkemli bir yaşamı vardır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e42 Mürşide Uysal – Ben Kiminle Konuşuyorum (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e43 A. Didem Uslu – 2018-2019 Tiyatro sezonundan süren seçme oyunlar (5)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDT Boris Vian’ı seviyor. Daha önceleri ondan çeşitli oyunlar izlemiştik ama Kasaplığın Elkitabı manasız ve alışılmış edebiyata çok ters, aşırı postmodern bir oyundu. Aşırı postmodern diyorum çünkü Normandiya çıkartması gibi bir tarihsel gerçeklik ve ciddi olayla bir hayli alay ediyor, tarihi çarpıtıyordu. Abartılı komik oyun, şapşalak askerlerin sahneye giriş ve çıkışlarıyla sürer.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e48 Mustafa Özmen – Barışın Şairi... Cahit Irgat \/ Şairime Mektuplar (7)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eCahit Irgat’a şunu sormak isterdim. Bu kuşak neden yorulmak ya da yılmak nedir bilmez. Merak ediyorum. Sürekli bir yaratım çabası içindesiniz. Şiir, roman, anı, tiyatro, sinema. Nedir sizi bu kadar güçlü kılan. Bu sizinle birlikte bütün 40 Kuşağı’nda görülüyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e50 Ergün Özütemiz – A. Kadir... \/ Şairime Mektuplar (8)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSizinle ilk tanıştığım günleri düşünüyorum da... Garip bir tanışma biçimi olsa gerek. Sizi tanırken, sizin siz olduğunuzu bilmiyordum. Ne kadar bilmeceli bir giriş oldu değil mi?Şaşkınlığınızı anlıyorum. Sizinle tanışmamız Ezginin Günlüğü sayesinde oldu. Size ait kimi şiirleri onlar bestelemişti, ben de hayranlıkla dinlemiştim. Dahası bu şarkılarının neredeyse hepsini ezberlemiştim, dolayısıyla sizin şiirlerinizi de.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e51 İnsancıl’a Mektup\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e55 Sadife İlen - Sessizliğin Sesi (Öykü)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eHer gün, yeni bir gün. Yıl iki bin yirmi. Mevsim bahar, aylardan mayıs, günlerden perşembe. Saat 06.00. Doğa uykusundan uyanmıştır. Mahallenin orta yerinde, soyu tükenmekte olan bahçeli evlerin birinde yaşayan bir horozun ötüşü işitilmektedir. Bir gurup köpek, önündeki üç köpeği hırlayarak kovalamaktadır. Köpeklerin sustuğu dinginlikte serçelerin cıvıltıları duyulmaktadır. Son zamanlarda, çocuk parkına doğru yan yatmış çam ağaçları arasında, daldan dala konan bir papağan türedi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e60 Cengiz Gündoğdu – Yıldız Güncesi\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e20 Ağustos Perşembe\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTürkiye’de sanat-yazın-kültür dergileri çıkarıyoruz diye sermaye sınıfının goygoyculuğunu yaptılar... yapıyorlar...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu goygoycu yapı, dağıtım kanallarıyla denetim altında tutar yazın dünyasını... Bu durumda bir yazar adayı n’yapmalı... ya goygoycu takıma girecek ya da buna karşı çıkacak...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGoygoycu takıma karşı mücadele etmek için köklü bir sosyalist kültür zorunludur. Bu kültür sağlam bir inançla, sağlam bir inatla pekiştirilmelidir. Değilse kısa sürede tükenir gidersin.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eŞimdi bu1 Berrin Taş – Korona ah... korona... (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e2 Betül Çotuksöken – Felsefenin Gör Dediği: Felsefe Tarihi: Antropontolojik Okuma 51\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAntropontolojik nitelikli bir felsefe tarihi okuması, bize felsefenin kesintisizliğini, gerçek anlamda bir philosophia perennis’in varolduğunu o kadar iyi gösteriyor ki, artık gerçekten dönemlileştirmenin kısır ya da verimsiz, önyargılı tuzaklarına düşmüyoruz. O zaman da felsefi söylemde “birey”in, “akıl”ın, \"bu dünya”nın varlığının öteden beri örtük ve açık öne çıktığını kavrayıveriyoruz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e6 Günova Sepin - Bu Tarih Kimin? (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e7 Mustafa Günay – Düşünce Defterimden Fragmanlar (4)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖzellikle Tanzimat döneminden beri ülkemizde Batılı düşünce akımlarının etkili olduğu açıktır. Bu bağlamda bir dönem Fransız felsefesinin etkisi belirgin iken başka bir dönemde Alman düşüncesinin daha ön planda yer aldığı görülebilir. Peki günümüzde durum nedir? Bu soruya bir cevap verebilmek için çevirilere, hazırlanan tezlere, kaleme alınan makalelere kadar birçok kaynağa bakmak gerekir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e10 Sevda Topaloğlu – Kadınım Ben, İnsanım Ben (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e11 Temel Demirer – Anın Yazarı: Adalet Ağaoğlu\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGeldik “politik” bağlama...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖncelikle Ömer Madra’nın “Ömür boyu devrimci bir hezarfendi Adalet Ağaoğlu’’29 saptamasının -en hafif deyişle- asılsız olduğunu belirterek başlayalım.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e“Yetmez ama evetçi değil, direkt evetçiydim” diyerek düşüncesini tanımlayan ve sonraki yıllarda pişmanlığını dile getiren Ağaoğlu, (iptida Kemalist ahirde ise) bir liberaldir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e18 Müslüm Kabadayı – Ömrün Altmışında (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e21 Gülsüm Cengiz – Dilimiz de kardeş, dizelerimiz de... Azerbaycan’ın önemli şairlerinden Nurengiz Gün’ün şiirine yolculuk\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAzerbaycan şiirinde kadının sesi, çok eski dönemlerden beri duyulmaktadır. Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı’nda da kendine özgü bir şiir dili oluşturan şair kadın sayısı hiç de az değildir. 20. yüzyılın ikinci yarısına ait Azerbaycan edebiyatının en güçlü ve kendine özgü şairlerinden Nurengiz Gün bunlardan biridir. “Bir tek şiirlerim okunsun,” diyen şairin yaşam öyküsüne baktığımızda, yaşamının nasıl yoğun bir emekle ve çalışmayla geçtiğini görebiliriz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e25 Hasan Salih Kaymaz – Şapkasını Alıp Gidemeyen İshak (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e26 Berrin Taş – Hep Yolda\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e6 Ağustos 2020\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSık sık karşılaşmasak da bir Yılmaz Uçar vardı. Yazmayı sürdürüyordu. Birdenbire gidince üzüldüm. Bir süre önce kalp krizi geçirmiş. Altı ay olmuş. Birkaç gün önce de soluk alamıyorum demiş. İki gün hastanede yatmış. Sonrası yok. Gitmiş.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYılmaz Uçar onurlu yaşamanın kavgasını vermiş bir insandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e31 Neriman Çelik – İstanbul Sözleşmesi\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYalnızca birey için değil, asıl belirleyici olan devlet, yasaları uygulamayarak cinayetlerin ve şiddettin önünü açmaktadır. Yukarıdan aşağıya (Devlet’ten erkek bireye) “kadın hakları yasaları” hiçbir anlam içermemektedir. Devlet ‘İstanbul Sözleşmesi’ni uygulasaydı bunca kadın cinayetinin yaşanması olanaksızdı. Oysa devlet, imzaladığı yasayı uygulamadığı gibi yasanın varlığından bile rahatsızlık duymaktadır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e36 Hızır İrfan Önder – Ben Bir Hiçim! (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYusuf Çotuksöken – Özsözler Günlüğü (9) Haziran 2020\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e1 Haziran\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e“Demokrasiye inancını yitiren bir siyaset, halkına ve kendine olan güvenini de yitirmiş demektir.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e39 Osman Akyol – Korona Mevsimi (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e40 Hasan Akarsu – “Bu Salı ve Her Salı Şişli”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKişilerin hepsinde okuru saran ilginç yönler var. Ferhan Bey’in öyküsünden söz edelim. Ferhan Bey seksen yaşında olup Harbiye’deki evinde yaşar. Her gün sokağa çıkıp tanıdığı esnafa uğrar, alışveriş yapar, söyleşir. Unutulmayan tatların adamıdır, disiplinlidir. Bir tekstil şirketinin yurt dışında genel müdürlüğünü yapmıştır. Görkemli bir yaşamı vardır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e42 Mürşide Uysal – Ben Kiminle Konuşuyorum (Şiir)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e43 A. Didem Uslu – 2018-2019 Tiyatro sezonundan süren seçme oyunlar (5)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDT Boris Vian’ı seviyor. Daha önceleri ondan çeşitli oyunlar izlemiştik ama Kasaplığın Elkitabı manasız ve alışılmış edebiyata çok ters, aşırı postmodern bir oyundu. Aşırı postmodern diyorum çünkü Normandiya çıkartması gibi bir tarihsel gerçeklik ve ciddi olayla bir hayli alay ediyor, tarihi çarpıtıyordu. Abartılı komik oyun, şapşalak askerlerin sahneye giriş ve çıkışlarıyla sürer.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e48 Mustafa Özmen – Barışın Şairi... Cahit Irgat \/ Şairime Mektuplar (7)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eCahit Irgat’a şunu sormak isterdim. Bu kuşak neden yorulmak ya da yılmak nedir bilmez. Merak ediyorum. Sürekli bir yaratım çabası içindesiniz. Şiir, roman, anı, tiyatro, sinema. Nedir sizi bu kadar güçlü kılan. Bu sizinle birlikte bütün 40 Kuşağı’nda görülüyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e50 Ergün Özütemiz – A. Kadir... \/ Şairime Mektuplar (8)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSizinle ilk tanıştığım günleri düşünüyorum da... Garip bir tanışma biçimi olsa gerek. Sizi tanırken, sizin siz olduğunuzu bilmiyordum. Ne kadar bilmeceli bir giriş oldu değil mi?Şaşkınlığınızı anlıyorum. Sizinle tanışmamız Ezginin Günlüğü sayesinde oldu. Size ait kimi şiirleri onlar bestelemişti, ben de hayranlıkla dinlemiştim. Dahası bu şarkılarının neredeyse hepsini ezberlemiştim, dolayısıyla sizin şiirlerinizi de.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e51 İnsancıl’a Mektup\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e55 Sadife İlen - Sessizliğin Sesi (Öykü)\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eHer gün, yeni bir gün. Yıl iki bin yirmi. Mevsim bahar, aylardan mayıs, günlerden perşembe. Saat 06.00. Doğa uykusundan uyanmıştır. Mahallenin orta yerinde, soyu tükenmekte olan bahçeli evlerin birinde yaşayan bir horozun ötüşü işitilmektedir. Bir gurup köpek, önündeki üç köpeği hırlayarak kovalamaktadır. Köpeklerin sustuğu dinginlikte serçelerin cıvıltıları duyulmaktadır. Son zamanlarda, çocuk parkına doğru yan yatmış çam ağaçları arasında, daldan dala konan bir papağan türedi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e60 Cengiz Gündoğdu – Yıldız Güncesi\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e20 Ağustos Perşembe\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTürkiye’de sanat-yazın-kültür dergileri çıkarıyoruz diye sermaye sınıfının goygoyculuğunu yaptılar... yapıyorlar...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu goygoycu yapı, dağıtım kanallarıyla denetim altında tutar yazın dünyasını... Bu durumda bir yazar adayı n’yapmalı... ya goygoycu takıma girecek ya da buna karşı çıkacak...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGoygoycu takıma karşı mücadele etmek için köklü bir sosyalist kültür zorunludur. Bu kültür sağlam bir inançla, sağlam bir inatla pekiştirilmelidir. Değilse kısa sürede tükenir gidersin.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eŞimdi bunları niye söylüyorum. Önümde Önsöz adlı bir dergi duruyor. Bunları niye söylüyorum. Önümde Önsöz adlı bir dergi duruyor.\u003c\/p\u003e\n\u003c\/div\u003e","brand":"İnsancıl Dergisi Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":52414008852760,"sku":"book_dyk_3990000006827","price":5.65,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/VmxTFVVgxDjH14GKNni4qhunVsYZcED5nQM6nIM2.jpg?v=1784335654","url":"https:\/\/dunyadakitap.com\/products\/i%cc%87nsancil-aylik-kultur-sanat-dergisi-sayi-362-eylul-2020-i%cc%87nsancil-dergisi-yayinlari-ciltsiz","provider":"Dünyada Kitap","version":"1.0","type":"link"}