{"product_id":"nukleer-seti-3-kitap-takim","title":"Nükleer Seti - 3 Kitap Takım | Yeni İnsan Yayınevi","description":"\u003cp\u003eNükleer Seti - 3 Kitap Takım Kitap Açıklaması Bu sette dosya konusu Nükleer Enerji, ABD’de yaşayan yazar ve aktivist Helen Caldicott’un \"Nükleer Enerji Çözüm Değil\" kitabı, IPPNW'den (Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Uluslararası Hekimler Birliği) Angelika Claussen ve Alex Rosen'in \"Nükleer Felaketlerle Yaşamak\" kitabı ve Özer Akdemir'in  \"Uranyum Uğruna\" başlıklı kitapları yer alıyor. Nükleer Enerji Çözüm Değil“Ne küresel ısınmaya, ne de başka bir şeye”Dünyaca ünlü aktivist ve yazar Helen Caldicott, ilk defa Türkçe'ye çevrildi. Üstelik çok yeni bir eseriyle. Dilimize Nükleersiz aktivisti Korol Diker çevirdi. Nükleersiz aktivisti ve Yeni İnsan Yayınevi Ivan Illich Serisi editörü, Ümit Şahin kitabın editörlüğünü yaptı. Okumayı kolaylıştıcı pek çok dip not titizlikle eklendi. İki yılı bulan ve yoğun emek yüklü bir süreç böyle geçildi.Kitabın içeriğine gelince; Nükleer enerjiyle ilgili tartışmalar genellikle kazaların nasıl meydana geldiği ve sonuçları, radyasyonun sağlık etkileri ve alınan dozlar, nükleer enerjinin ekonomisi, atık sorunu, iklim değişikliğiyle ilişkisi, dünyada nükleer enerjinin durumu (nerelerde nükleer santral var, yeni yapılan ve kapatılan reaktörler, nükleerden çıkış kararları, yeni ülkeler gibi...) ve başka ülkelerin enerji politikaları gibi bilgi yüklü bir alanda cereyan eder. Nükleer enerji neticede politik bir tercihtir ve asıl tartışma siyasi bir tartışmadır. Ayrıca nükleer felaketlerin yarattığı büyük insani trajediler nedeniyle, tartışma ahlaki ve vicdani bir çerçevede de yürür. Ama yine de konuyu meselenin teknik yanlarından ve ekonomisinden tamamen ayırarak tartışma imkânı pek yoktur. Bu nedenle nükleer enerjiyle ilgili sağlıklı, bilimsel verilere dayalı ve ayrıntılı bilgi sağlayan kaynaklar çok önemlidir.Avustralya doğumlu olan ve halen ABD’de yaşayan yazar ve aktivist Helen Caldicott’un kitabı bu yönüyle önemlidir. ABD’nin en saygın nükleer karşıtı aktivistlerinden biri olan Helen Caldicott, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı bir hekim olarak konunun başta sağlık boyutu olmak üzere bütün alanlarında kendini yetiştirmiş çok yetkin bir isim. 1985’te Nobel ödülü almış olan Uluslararası Nükleere Karşı Hekimler Birliği’nin (International Physicians for the Prevention of Nuclear War - IPPNW) 1978’de kurulan ABD örgütü Sosyal Sorumluluk Sahibi Hekimler’in (Physicians for Social Responsibility - PSR) ve Nükleer Politikalar Araştırma Enstitüsü’nün kurucu başkanı olan, 1979’da ABD’de meydana gelen Three Mile Island nükleer kazasının ardından bölgede incelemeler yapan, ağırlıklı olarak ABD ve Avustralya’yı ve dünyanın başka yerlerini (Türkiye dahil) dolaşarak konuşmalar yapıp yazılar yazarak nükleer enerjinin tehlikelerine karşı kamuoyunu uyarmaya çalışan Caldicott’un yaptığı tartışmalar Türkiye için önemli argümanlar sunuyor.Nükleer enerjinin bütün yönlerini çok sayıda kaynağa dayanarak inceleyen ve hem Three Mile Island, hem de Çernobil kazalarını detaylı olarak anlatan kitap, tabii 2011’de meydana gelen Fukushima nükleer kazasını ele alamıyor. Öte yandan rakamların sürekli değiştiği (daha doğrusu nükleer reaktör sayısının ve enerji üretimindeki payının sürekli düştüğü), nükleer enerjinin mevcut durumuyla ilgili bilgilerin, hızla büyüyen yenilenebilir enerjiyle ilgili rakamların ve nükleer silahlanmayla ilgili bazı gelişmelerin güncellenmesi gerekiyor.Bu nedenle kitabı çevirmekle yetinmeyerek eskimiş veya tartışmalı görülen bilgileri editör notlarıyla güncelleme yolunu seçtik. Ayrıca Caldicott’un büyük bir öngörüyle Fukushima felaketinden 5 yıl önce tahmin ettiği deprem ve tsunami tehlikesinin ve kullanılmış atık havuzu felaketinin Fukushima’da nasıl gerçek hale geldiğini de yine notlarımızda hatırlatmaya çalıştık. Nükleer Felaketlerle YaşamakNükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor. Gelişmiş geçinen Rusya’sından, Japonya'sına, ABD’sinden Fransa’sına kadar,  herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden, bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar, bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır.Bütün bunları değerlendirmek için, üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız. Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede, nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur.Peki Çernobil’de yaşananlar, Fukişima’da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu? Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek, bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin, sivil toplumun etkililiğinin, tıp camiasının örgütlüğünün, bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor. Biz özellikle Türkiye’de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi, iktidarın tercihine kalmıştır. Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların, örtbas etmelere değil, sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil, nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil, güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır. Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için, yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor.Nükleer serpintinin cinsi, yarılanma ömrü ve bunların bitkiler, hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir. Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için, ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır. Ömürlerinin kısalması, kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar, gelecek için çok kaygı vericidir.İronik bir gelişme ise, nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine, kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini (toplam reaktör sayısı 48) kapatan, hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışında nükleersiz yaşamaktadır.Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise, tıpkı küresel iklim değişikliği gibi, nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını, yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor. Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın, yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır. Uranyum UğrunaTürkiye'nin nükleer enerji sevdası yeni değil. Ülkemizde, bundan 40 yıl önce de nükleer enerji üretimi için temel gereksinim olan uranyum madenciliği yapıldı. Nükleer yakıt hammaddesi olan \"Yellow Cake - Sarı Pasta\" üretildi. MTA tarafından tespit edilen birçok noktada uranyum rezervinin belirlenmesine dönük sondajlar gerçekleştirildi.Elinizdeki kitap Türkiye'deki nükleer enerji sevdasının hemen hiç bilinmeyen bir yönünü irdeliyor. Yaklaşık 40 yıl önce, Ege Bölgesinin iki farklı yerinde gerçekleştirilen uranyum madenciliği ve sondajlarını ele alıyor. Uranyum madenciliği sonrası hiçbir önlem alınmadan terk edilen bu yerlerdeki çevre ve sağlık sorunlarına eğiliyor. Adları \"kanser köy'e çıkan bu yerlerdeki yoğun kanser oranlarının uranyum madenciliğinden mi kaynaklandığı sorularını ortaya atıyor.Kitapta anlatılanlar hem yetkili makamda oturanların hem de tüm yurttaşların ister istemez şu soruyu düşünmesine yol açıyor; \"Üç hatta beş nükleer santral kurma, nükleer silaha sahip olma sevdasındaki bir ülke daha 40 yıl önceki uranyum madenciliğinin yol açtığı sorunlarla baş edemezken, yapılacak nükleer santralleri nasıl işletecek\"?Özer Akdemir, Ege'de yapılan uranyum madenciliğinin unutturulan gerçeklerine ışık tutuyor. Görmezden gelinen bilimsel gerçekler, adları kanserle yan yana anılan güzelim Ege Köyleri...Kitapta, 40 yıl önce hoyratça kirletilip hiçbir önlem alınmadan terk edilen doğanın bu umarsızlığa karşı acımasız tepkisi anlatılıyor. Devlet kurumlarının hiçbir sorumluluk kabul etmediği bir konuda, toprağı, suyu, havası kirletilmiş, türlü hastalıklarla boğuşmak zorunda olan Kisir ve Kasar Köylülerinin hüzünlü öyküsü içinizi acıtacak!\u003c\/p\u003e  Alex Rosen  tarafından yazılan daha çok içeriğe ulaşmak için \u003ca href=\"https:\/\/dunyadakitap.com\/search?q=%20Alex%20Rosen%20%20\"\u003etıklayınız.\u003c\/a\u003e","brand":"Yeni İnsan Yayınevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47118131855640,"sku":"book_dyk_2789788632112","price":28.91,"currency_code":"USD","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0760\/4132\/2776\/files\/0002065955001-1.jpg?v=1698409452","url":"https:\/\/dunyadakitap.com\/products\/nukleer-seti-3-kitap-takim","provider":"Dünyada Kitap","version":"1.0","type":"link"}