Reading

8 dk okuma

Bu yazi "Turk Yazarlar ve Kitaplari" serimizin bir parcasidir. Seriye git →

Bazı yazarlar dünyayı algılayış biçiminizi kökten değiştirir. Raflarda sessizce duran bir kitabın kapağını açarsınız ve o güne kadar sorgulamadan kabul ettiğiniz tüm doğruların aslında birer kurgudan ibaret olduğunu fark edersiniz. Amerikalı antropolog ve aktivist David Graeber tam olarak böyle bir yazardı. Eylül 2020'de, henüz 59 yaşındayken Venedik'te beklenmedik bir şekilde aramızdan ayrıldığında, geride sadece akademik makaleler değil, milyonlarca insanın ufkunu açan devasa bir düşünsel miras bıraktı.

Biz Dünyada Kitap olarak, dünyanın dört bir yanına Türkçe kitaplar gönderirken okurlarımızın sepetlerinde bazı isimlerin giderek daha fazla yer tuttuğunu gözlemliyoruz. Özellikle Londra, Berlin veya New York gibi metropollerde yoğun kurumsal hayatların içinde var olmaya çalışan okurlarımız, Graeber'in sistem eleştirilerinde kendi hayatlarından derin izler buluyor. Masa başında geçen uzun saatlerin, bitmek bilmeyen toplantıların ve anlamsız bürokratik süreçlerin yarattığı yabancılaşma hissi, yazarın kaleminde bilimsel bir temele oturuyor.

Ahşap masa üzerinde duran kalın bir kitap ve yanında bir fincan kahve
Photo by Wikipedia - Reading on Unsplash

David Graeber Kitapları Neyi Anlatır?

David Graeber kitapları, modern kapitalizmi, bürokrasiyi, çalışma hayatını ve borç kavramını antropolojik bir mercekle inceleyen, ezber bozan eserlerdir. Toplumların tarihsel gelişimine dair yerleşmiş mitleri çürüten yazar, özellikle 2011 yılında yayımlanan ve 500 sayfayı aşan hacmiyle dikkat çeken "Borç: İlk 5000 Yıl" adlı çalışmasıyla ekonomi tarihine radikal bir alternatif sunmuştur.

Onun metinleri sadece akademik çevreler için yazılmış soğuk analizler değildir. Aksine, sokaktaki insanın günlük hayatta hissettiği ama adını tam olarak koyamadığı yapısal sorunları dillendirir. Wall Street'i İşgal Et (Occupy Wall Street) hareketinin önde gelen figürlerinden biri olması, sokağın nabzını tutan bu dilin en büyük kanıtıdır. "Biz %99'uz" sloganının fikir babalarından biri olarak kabul edilen yazar, teorik bilgisini pratik bir aktivizmle harmanlamayı başarmıştır.

Antropolojinin Asi Çocuğu: Graeber'in Arka Planı

New York'ta işçi sınıfı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Graeber, genç yaşlardan itibaren anarşist düşünceyle tanıştı. Babası İspanya İç Savaşı'nda uluslararası tugaylarda savaşmış bir matbaa işçisi, annesi ise Uluslararası Kadın Konfeksiyon İşçileri Sendikası'nda aktif bir giysi işçisiydi. Bu politik ve sınıf bilinci yüksek ev ortamı, onun gelecekteki akademik kariyerinin temel taşlarını döşedi.

Yale Üniversitesi'nde parlak bir antropoloji profesörü olarak görev yaparken, 2005 yılında üniversite yönetimi tarafından sözleşmesinin yenilenmemesi büyük bir tartışma yarattı. Birçok meslektaşı ve öğrencisi, bu kararın ardında yazarın anarşist politik duruşunun ve sendikal faaliyetlere verdiği desteğin yattığını savundu. Bu olay, akademideki ifade özgürlüğü sınırlarını yeniden gündeme taşıdı. Yale'den ayrıldıktan sonra İngiltere'ye geçen yazar, önce Goldsmiths Koleji'nde, ardından da prestijli London School of Economics'te (LSE) profesörlük yaptı.

Eğer onun entelektüel yolculuğunun detaylarını ve akademik makalelerini daha yakından incelemek isterseniz, Vikipedi'deki detaylı biyografisine ve uluslararası alandaki yansımalarına göz atabilirsiniz. Şimdi gelin, bu sıra dışı zihnin Türkçe raflarına kazandırdığı o sarsıcı david graeber eserleri ve taşıdıkları mesajlara yakından bakalım.

En Çok Ses Getiren David Graeber Eserleri

Türkçeye çevrilen her bir eseri, farklı bir toplumsal dogmayı hedef alır. Everest Yayınları gibi köklü yayınevleri tarafından dilimize kazandırılan bu kitaplar, yoğun bilgi içeriklerine rağmen akıcı çevirileriyle dikkat çeker. Yurt dışında yaşayan ve Türkçe okumaktan vazgeçmeyen okurlarımız için bu eserler, hem zihinsel bir meydan okuma hem de anadilinde nitelikli düşünce üretimiyle bağ kurma fırsatıdır.

Borç: İlk 5000 Yıl (Debt: The First 5000 Years)

Ekonomi ders kitaplarının ilk sayfalarında bize hep aynı hikaye anlatılır: İnsanlar eskiden takas yapardı. Birisi elmas verip karşılığında inek alırdı. Sonra bu sistem zorlaştı ve parayı icat ettiler. Para da zamanla yerini kredi sistemine bıraktı. Graeber, bu ünlü Adam Smith teorisinin koca bir yalan olduğunu söyler. Antropolojik kayıtlarda hiçbir zaman takasla başlayan bir toplum bulunmamıştır.

Kitabın temel tezi şudur: Önce kredi (karşılıklı güven ve borçlanma) vardı, sonra para icat edildi ve takas ancak paranın kullanılamadığı kriz dönemlerinde ortaya çıkan bir yöntemdi. Yazar, 5000 yıllık insanlık tarihini tarayarak borcun sadece ekonomik değil, ahlaki ve dini bir kavram olarak nasıl kullanıldığını inceler. "Borcunu ödemek ahlaki bir zorunluluktur" inancının, egemen sınıfların kitleleri kontrol etmek için kullandığı bir araç olduğunu savunur.

Uluslararası Para Fonu (IMF) politikalarından, antik Mezopotamya'daki kölelik sistemine kadar geniş bir yelpazede gezinen bu 500+ sayfalık dev eser, okuyucuyu paranın ve ahlakın kökenleri üzerine derin bir sorgulamaya iter. Amerika'da finans sektöründe çalışan bir müşterimiz, bu kitabı okuduktan sonra Excel tablolarındaki rakamlara bir daha asla aynı gözle bakamadığını söylemişti.

Akademik Kitaplar koleksiyonunu kesfet

Kesfet →

Tırvırı İşler (Bullshit Jobs: A Theory)

2013 yılında Strike dergisinde yayımlanan kısa bir makale, internette adeta viral oldu. Makalenin başlığı provokatifti: "Tırvırı İşler Fenomeni Üzerine". İnsanların kendi yaptıkları işin aslında dünyaya hiçbir faydası olmadığını, o iş yarın sabah yok olsa kimsenin fark etmeyeceğini düşündükleri istihdam alanlarını anlatıyordu. Gelen devasa tepkiler ve itiraflar üzerine Graeber bu konuyu 2018 yılında bir kitaba dönüştürdü.

Graeber, 1930'larda John Maynard Keynes'in "teknolojik gelişmeler sayesinde 20. yüzyılın sonunda haftada sadece 15 saat çalışacağız" şeklindeki ünlü tahminini hatırlatır. Teknoloji gerçekten de bu noktaya gelmiştir ama çalışma saatlerimiz azalmamıştır. Aksine, sistem kendini meşgul tutmak için anlamsız iş kolları yaratmıştır. Kitapta bu anlamsız işler beş ana kategoriye ayrılır:

  • Kapı Tutucular (Flunkies): Sadece bir başkasının önemli hissetmesini sağlamak için var olan pozisyonlar (gereksiz resepsiyonistler, bazı asistanlar).
  • Zorbalar (Goons): Sadece diğer şirketler de istihdam ettiği için işe alınan, saldırgan rekabet unsurları (kurumsal lobiciler, bazı tele-pazarlamacılar).
  • Bantlayıcılar (Duct Tapers): Sistemin temelindeki bir hatayı kalıcı olarak çözmek yerine, o hatanın yarattığı sorunları geçici olarak yamayan çalışanlar.
  • Kutu İşaretleyiciler (Box Tickers): Bir kurumun aslında yapmadığı bir şeyi yapıyormuş gibi görünmesini sağlayan evrak memurları.
  • Görev Yöneticileri (Taskmasters): Kendi kendine gayet iyi çalışan insanları yönetmek için işe alınan veya başkalarına tırvırı işler icat eden ara yöneticiler.

İngiltere'de yapılan ünlü bir YouGov anketi, çalışanların tam %37'sinin kendi işlerinin dünyaya hiçbir anlamlı katkısı olmadığını düşündüğünü ortaya koymuştur. Bu kitap, beyaz yakalı depresyonunun kökenlerini anlamak için eşsiz bir kaynaktır.

Tren yolculuğu sırasında dikkatle kitap okuyan bir okur
Photo by Bing on Unsplash

Kuralların Ütopyası (The Utopia of Rules)

Bürokrasi kelimesini duyduğumuzda hepimizin aklına sıkıcı devlet daireleri, bitmek bilmeyen formlar ve asık suratlı memurlar gelir. Sağ ve sol siyasetin ortak noktalarından biri bürokrasiyi eleştirmektir. Peki ama neden ondan bir türlü kurtulamıyoruz? Graeber bu kitabında, modern insanın bürokrasiyle olan tuhaf aşk-nefret ilişkisini inceler.

Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri "Liberalizmin Demir Kanunu" olarak adlandırdığı teoridir. Bu kanuna göre; piyasa güçlerini serbest bırakmak veya devlet müdahalesini azaltmak amacıyla yapılan her türlü yasal düzenleme, pratikte her zaman daha fazla evrak işi, daha fazla kural ve toplamda daha fazla bürokrat yaratır. İnternet çağında her şeyin kolaylaşması beklenirken, neden sürekli yeni şifreler, kullanıcı sözleşmeleri ve doğrulama adımlarıyla boğuştuğumuzu çok net açıklar.

Ayrıca kitapta yer alan Batman ve süper kahramanlar analizi, popüler kültürün şiddet ve düzen algısını nasıl şekillendirdiğine dair muazzam bir okumadır. Graeber'e göre süper kahramanlar asla yeni bir dünya kurmazlar, sadece mevcut statükoyu korumak için tepkisel bir şiddet uygularlar.

Her Şeyin Şafağı: İnsanlığın Yeni Bir Tarihi

Arkeolog David Wengrow ile birlikte on yıl boyunca üzerinde çalıştıkları ve Graeber'in ölümünden kısa süre sonra yayımlanan bu devasa eser, insanlık tarihine dair bildiğimiz her şeye meydan okur. 700 sayfayı bulan bu kitap, tarihsel anlatıyı kökünden sarsan bir manifestodur.

Yuval Noah Harari veya Jared Diamond gibi popüler tarihçiler genellikle şu hikayeyi kurgular: İnsanlar eskiden küçük, eşitlikçi avcı-toplayıcı gruplar halinde yaşardı. Sonra tarım icat edildi, nüfus arttı ve kalabalık şehirleri yönetmek için hiyerarşi, devlet ve eşitsizlik zorunlu hale geldi. Yani eşitsizlik, medeniyetin kaçınılmaz bedelidir.

Graeber ve Wengrow ise arkeolojik kanıtları masaya dökerek bu teleolojik (amaca yönelik) tarih anlayışını reddeder. Tarımın icadından çok önce de hiyerarşik toplumlar kurulduğunu, tarıma geçildikten sonra da binlerce yıl boyunca lidersiz, eşitlikçi devasa tarım şehirleri (eski Ukrayna'daki mega yerleşimler veya erken dönem Uruk gibi) var olduğunu kanıtlarlar. İnsanlık tarihi, basit bir evrim çizgisinden ziyade, atalarımızın bilinçli olarak deneyimlediği sonsuz bir politik formlar ve sosyal yapılar karnavalıdır.

Graeber ve Türkiye'deki Sosyolojik Düşünceye Etkisi

David Graeber kitaplari, sadece Batı dünyasında değil, Türkiye'deki entelektüel çevrelerde de derin yankılar uyandırmıştır. Özellikle çalışma hayatının anlamsızlaşması ve borçluluk hali, Türkiye'nin son yıllardaki sosyo-ekonomik dinamikleriyle birebir örtüşür. Çeviri kitapların raflarda bu kadar hızlı tükenmesinin ardında yatan gerçek budur.

Graeber'in bürokrasi ve sınıf çatışması üzerine yazdıkları, aslında bizim kendi edebiyatımızda da farklı formlarda karşımıza çıkar. Toplumsal eşitsizlikleri ve çalışma hayatının açmazlarını inceleyen Türk yazarlar ve kitapları koleksiyonumuza göz attığınızda, Kemal Tahir veya Orhan Kemal gibi isimlerin kurgusal düzlemde anlattıklarının, Graeber'in antropolojik analizleriyle nasıl örtüştüğünü görebilirsiniz. Orhan Kemal'in fabrikalardaki işçi-usta ilişkilerini anlatırken yakaladığı o mikro-iktidar dinamikleri, Graeber'in "Tırvırı İşler"indeki 'görev yöneticileri' kavramının edebi birer yansıması gibidir.

Yurt dışına göç etmiş, farklı bir dilde ve kültürde kurumsal hayata tutunmaya çalışan diaspora okurlarımız için bu benzerlikler çok daha çarpıcıdır. Almanya'da bir otomotiv devinde çalışan okurumuzun "Tırvırı İşler'i okurken sanki bizim şirketin insan kaynakları departmanını anlatıyor sandım" şeklindeki yorumu, yazarın evrensel sorunları ne kadar isabetli teşhis ettiğinin bir göstergesidir.

Gece lambası altında okunmayı bekleyen kitap yığını ve okuma köşesi
Photo by Bing on Unsplash

Karşılaştırmalı Tablo: Hangi Graeber Kitabından Başlamalı?

Yazarın eserleri oldukça hacimli ve yoğun bilgi içerdiği için okumaya nereden başlayacağınızı seçmek önemlidir. Seçiminizi kolaylaştırmak adına hazırladığımız bu tabloya göz atabilirsiniz.

Kitap Adı Orijinal Basım Ana Tema Okuma Zorluğu Kimler Okumalı?
Tırvırı İşler 2018 Modern çalışma hayatının anlamsızlığı Orta - Akıcı Kurumsal hayattan bunalan beyaz yakalılar
Kuralların Ütopyası 2015 Bürokrasi ve yapısal şiddet Orta Sistem eleştirisi okumayı sevenler
Borç: İlk 5000 Yıl 2011 Paranın ve borcun antropolojik tarihi Zor - Akademik Ekonomi ve tarih meraklıları
Her Şeyin Şafağı 2021 İnsanlık tarihinin yeniden yazımı Zor - Hacimli Sapiens gibi kitapları seven ama farklı bir bakış arayanlar

Biz Dünyada Kitap ekibi olarak, bu tür ufuk açıcı eserleri sınır ötesindeki okurlarımızla buluşturmaktan büyük bir heyecan duyuyoruz. Sepetinizi oluştururken 50 dolar üzeri siparişlerde Amerika, Kanada, Avrupa ve Avustralya'ya ücretsiz kargo avantajımızdan yararlanabileceğinizi hatırlatmak isteriz. Graeber'in zihin açıcı dünyasına adım atmak için şimdi doğru zaman olabilir.

Sık Sorulan Sorular

David Graeber kimdir?

David Graeber, Amerikalı bir antropolog, yazar ve anarşist aktivisttir. London School of Economics'te profesörlük yapmış olan Graeber, özellikle bürokrasi, kapitalizm ve borç kavramlarına getirdiği radikal eleştirilerle ve Occupy Wall Street hareketindeki öncü rolüyle tanınır.

David Graeber'in en ünlü kitabı hangisidir?

Yazarın küresel çapta en çok ses getiren ve en ünlü eseri 2011 yılında yayımlanan Borç: İlk 5000 Yıl adlı kitabıdır. Bu eser, paranın ve kredi sisteminin tarihsel gelişimini antropolojik bir bakış açısıyla yeniden yazarak ekonomi dünyasında büyük yankı uyandırmıştır.

Tırvırı İşler (Bullshit Jobs) ne anlatıyor?

Kitap, modern kapitalist sistemde aslında topluma hiçbir faydası olmayan, o iş ortadan kalksa kimsenin fark etmeyeceği gereksiz mesleklerin neden giderek arttığını inceler. Graeber, teknolojinin gelişmesine rağmen çalışma saatlerinin neden düşmediğini bu anlamsız işlerin varlığıyla açıklar.

Borç: İlk 5000 Yıl kitabının ana fikri nedir?

Kitabın temel tezi, paranın takas sisteminden doğmadığı, aksine ilk başta güvene dayalı kredi sisteminin (borcun) var olduğudur. Graeber, borcun ekonomik bir araçtan ziyade, güçlülerin zayıfları kontrol etmek için kullandığı ahlaki ve politik bir silah olduğunu savunur.

David Graeber kitapları hangi sırayla okunmalı?

Yazarın diline ve düşünce yapısına alışmak için en akıcı ve güncel eseri olan Tırvırı İşler ile başlamak idealdir. Ardından Kuralların Ütopyası okunabilir. Yazarın daha hacimli ve teorik şaheserleri olan Borç: İlk 5000 Yıl ve Her Şeyin Şafağı ise sonraya bırakılmalıdır.

Her Şeyin Şafağı kitabını kiminle yazdı?

David Graeber, insanlık tarihini yeniden ele alan Her Şeyin Şafağı (The Dawn of Everything) adlı devasa eserini İngiliz arkeolog David Wengrow ile birlikte, on yıllık bir araştırma sürecinin sonucunda kaleme almıştır.

AntropolojiÇeviri kitaplarDavid graeberİncelemeSosyoloji